çünkü o gün gök kuşağına giderken yanıma aklımı da almıştım. tüm bu olanlar sadece beynimi yanıma almadım diye oldu inanabiliyor musunuz? oysa elleriyle toprağı kazan ve yeşilin tonlarını öğrenmek uğruna ağaç dikenlerin yanına gidiyordum. her canlı birbiriyle konuşuyordu orada. yeşilden söz açıldığında, kan biraz daha hızlı akıyordu, tırnağını kendi kesemeyenlerin parmaklarına. çevrelerine bakınıyor, aklındaki sorularla daha da yeşil istiyordu, sadece soru soranların olduğu gök kuşağının ötesinde. ve ben aklımı yanıma aldım diye oldu bunların hepsi. oysaki benim aklım, bir gün elimde kalmayıncaya kadar, toprağı işleyip, daha fazla işlemeye harcamayı biliyordu. yoktu aklımda yeşilin tonları. oysaki benim bildiğim, nasıl gidilir, olduğumdan öteye, ve öteden de öteye. oysa benim aklıma kazınmıştı yeşilin değil, insanın statüsü, oysa bendim diğer canlıları küçük gören, oysa benim aklımdı toplumun bir parçası, inanmamıştım değişeceğine. ah sadece aklımı yanıma almasaydım nasılda güzel olacaktı herşey. hep öğretilerdi gerçek olan. hiç yer yoktu göreceli güzelliğe. harca ki daha fazla kazanasın. oysa ki kazanacak hiç birşey kalmamıştı. ah almasaydım keşke aklımı yanıma.
No comments:
Post a Comment
Note: Only a member of this blog may post a comment.